dinlerken aklıma gelenler
Yazan: unremute Eylül 20, 2009
sezen aksu – yanmışım sönmüşüm ben
bisiklet parkına, bisikletimi kilitledikten sonra, “rookzone”da bir sonraki treni beklemek. gidecek o kadar çok yer var ki…
binmek istiyorum bazen bir trene, nereye gideceğimi önceden seçmeden. istanbul’da rasgele bir otobüse bindiğim gibi. burda da, ilk gelen trene binmek, çok şeyi istanbul’da bıraktığım gibi, çok şeyi geride bırakarak gitmek.
aklımdaki kısa filmi çekmek istiyorum. kesinlikle delft’te olacak. daha önce hiç denenmemiş tekniklere falan heveslendiğim yok. klişe dolu olsun. herhangi bir filmde, ya da filmciliğe yeni başlamış herhangi birisinin, ilk heveslerle orjinal olduğunu sanarak, binbir kere çekilmiş sahneleri çektiği gibi, her yerde görebileceğiniz sahneleri çekmek istiyorum. ama ben bazen, işte böyle klişelerle görüyorum yaşadığım yeri. yaşadığım yer delft, ne kadar yeni de olsam burda, klişeler her zaman yanımda. istediğin kadar her şeyi geride bıraktığını zannet, hiç bir şey kendini geride bırakmıyor.
gözden uzak kalınca, bırakmıyor seni klişeler. bavulunun bir köşesine sıkıştırıyorsun, onları da götürüyorsun.
fotoğraf çekmek istiyorum. delft’in, üstü yapraklarla kaplanmış kanallarını kendine fon seçen fotoğraflar çekmek istiyorum. bir kadına, ya da bir erkeğe, ya da bir hayvana, bir ağaca, üstüste yığılmış yüzlerce bisiklete, kendi gözümden bakmak istiyorum. onları nasıl gördüğümü, anlamak istiyorum. klişelerle dolu olabilir, umrumda değil.
bazen hiç dönmek istemiyorum. her zaman yer değiştirmek istiyorum. hiç dönmemek, hep birilerini, bir yerleri, bir şeyleri geride bırakmak istiyorum. her durakta inip, biraz orada oyalanıp, bir sonraki trene biner gibi. sonra o istasyonu da geride bırakmak istiyorum. stoptrein olsun bindiğim. her durakta dursun. en ufak duraklarda bile. varoşlarda bile dursun. kondüktörler hiç biletimi kontrol etmesin. her durakta, bir sigara izmariti bırakmak istiyorum arkamda.
aynı yerde durmak, hayatı durduruyor. bayağılaşıyor bazen. takılıp kalıyorum olduğum yere. nefret etsem de, öyle olduğunu sansam da, aslında içten içe çok seviyorum ayrılmayı, gitmeyi, hep birilerini bir yerlerde bırakmayı.
birkaç güzel anım olsun her istasyonda, yetiyor bana. sonra çok geride kalıyor o istasyonlar. isteyen, bana bir kartpostal yolluyor. isteyen sesini duyuruyor bana. ya da o gerideki durakların birtanesinde kalıveriyor. orda kalmak, onun tercihi. herkes hangi yöne giden trene bindiğimi biliyor sonuçta. ve her durakta indiğimi de. birkaç denemeyle, beni bulabiliyor isteyen.
geride bırakmak istiyorum herkesi. her şeyi. sonra üzülmek istiyorum. ağlamak belki. sonra geri dönmek istiyorum. geri dönüp bulmak istiyorum.
ama biliyorum, döndüğümde, çok şeyi, çok kişiyi bulamam.
beni isteyen bulur, ben istesem de onları bulamam…
bir tek klişeler, kendiliğinden, ayağına kadar geliyor insanın… hep aynı odanın içinde, köşeden köşeye, dolanıp durur gibi. her defasında yeni bir köşeye geldiğini sanar gibi.