mutlu olmak sadece insanın kendi elinde. orda burda aramanın bi anlamı yok. bak ben bundan sonra mutluyum sadece. saçma sapan şeylere üzülmenin hiç bir anlamı yok onu öğrendim. sen ne kadar üzülsen de, eğer daha fazla üzüleceksen, gerek yok. ne kadar çabalasan da, üzülüyorsun. daha fazla üzülmek, ilerde daha da fazla üzülmeni engellemiyor.
mutlu olmak lazım. bu da sadece senin elinde. sadece bir kişinin elinde, o da sensin. başka hiç kimse, asla mutlu etmez seni. asla ama asla. mutlu ettiğini sanarsan da, aslında, seni mutlu eden, yine de sensin. bir başka insan değil. sen bir şeyden mutlu olmak istiyorsan, o sensin aslında, o şey değil.
bak ben bundan sonra mutluyum. beni mutlu eden şeyler yer alacak sadece hayatımda, ve sadece mutlu olucam. ne para, ne sıkıntı, ne başka bir insan, ne başka bir dert, hiç bir şey canımı sıkamaz. sadece mutlu bir alper olacak bundan sonra. peki kolay mı, zor mu mutlu olmak? ne yapmak gerekiyor? hiç bir şey. zaten yaşamını devam ettirmeni sağlayan her şey seni mutlu etmiyor mu?
hayatta kaldığım sürece mutluyum. beni mutsuz etmiş, ve bundan sonra da mutsuz edecek hiç bir şeye ihtiyacım yok bundan sonra. beni mutlu eden şeylerin ve insanların kıymetini bilmekten başka, hiç bir şey yapmam. kıymet bilmeyenin de kıymeti bilinmez.
bak sana yarınımı anlatayım. hatta bugünden başlayarak. gittim. alışverişimi yaptım marketten, ucuzundan. param yok, müthiş para sıkıntısı içindeyim hollanda’da. umrumda mı? değil. en ucuzundan alışveriş yapıyorum. 30 euro’ya bütün haftalık ihtiyacımı aldım. param kaldı mı? hayır. umrumda mı? hayır. buzdolabım ağzına kadar doldu. en fazla 10 euro daha harcarım bu hafta, zaten daha fazlası için param yok. tatlıdan içeceğe, meyveden, sebzeye, her şeyimi aldım. buzdolabımın ağzına kadar dolu olması, açtığımda gördüğümün bi aile, ev dolabına benzemesi, beni müthiş mutlu ediyor.
geldim evime. bifteğimi pişirdim. kendi istediğim tarzda. en kalınından, ince ince doğramadan. kalın et pişirmeyi öğrendim bu akşam kendi kendime. yanına makarna, yanına pişmiş sebze. daha büyük bir mutluluk var mı? insanın, kendi karnını doyurabilmesi gibi bir mutluluk var mı? kendi yaptığım yemeğe aşık oldum, yaşadığım şehri sevdiğim gibi.
yemek bitti, ya sonra? içeceğim var, her türlüsünden, kahvem var, tatlım var, meyvem var. hangisini yesem, hangisini tatsam diye bocalamak bile, beni mutlu etti.
para bulup, sportkart’ımı alıyorum yarın. spora başlıyorum. sporla meşgul etmek lazım, vücudu da, beyni de. başka bir şey düşünmemek lazım. yarın spora başlıyorum. anlatırım sonra.
sanattan çok uzak kaldım bir süredir. fotoğraf çekmeye başlıyorum pazartesi. hele ki, böyle mükemmel bir ortam, şehir ve ülkede, mükemmel fotoğraflar çekmek, işten bile değil. model gırla zaten. öyle çok fazla aramaya gerek yok.
sanat ve spor. insanın hayatından eksik etmemesi gereken şeyler. bunlarla mutluyum ben. bunlarla mutlu olucam.
yarın temizlik günü benim evimde. bu hafta salonu temizlemenin sırası, carlos’ta. haftaya benim. ama yarın sabah erken uyanıcam. çamaşırlarımı yıkıcam, odamı temizlicem. mis gibi kokacak odam. daha büyük mutluluk var mı? daha güzel mutluluk var mı? muhtemelen yarın yağmur yağacak yine hollanda’da, umrumda mı? değil. tertemiz kokacak odam. daha güzel mutluluk var mı?
odamda ne kadar çöp varsa atıcam. ha odamı pislik götürüyo sanma, ama çöp olması gereken çok şey var. tüm çöpleri atıcam. hep atayım atayım diye niyetlenip, odamda gereksiz yere yer ayırdığım tüm çöpleri atıcam.
meyvelerimi yerim şimdi. muz, mandalina, mango, elma. ne istersen var. daha güzel mutluluk var mı? kahvem var.
bundan sonra sadece mutlu olmak var. gereksiz, çöp her şeyi atmak var hayattan. çok daha fazla yazıcam buraya. müzikle ilgilenmem lazım, fotoğraf çekmem lazım. bunları eksik etmemeliyim hayatımdan.
şu küçük boy gitarlar var ya. onlardan bulmam lazım. gitar çalmayı öğrenicem mesela. ufak boy olsun, kendi kendime mırıldanayım yeter bana. yeterince romantik.
romantizmi eksik etmemek lazım hayattan. yavuz’un babasının dediği gibi, romantizm sadece bir kızla bir erkek arasında olmaz. romantizm, bir tek kişinin, tek başına yaşadığı gibi de olur. romantizm ihtiyaç. romantik yaşarım ben de. mutlu olurum.
çok unutmuşum kendimi. ufak şeylerle mutlu olurdum ben. gereksiz şeylere çok üzmüşüm kendimi. ufak lokmalarla mutlu olurum, parasızlıkla, bisikletimle, delft’in kanallarıyla, yağmurla, müzikle, yemek yapmayı öğrenmekle mutlu olurum. tadı berbat da olsa, hollanda tatlılarıyla bile mutlu olurum belki.
mutlu olmak çok kolay. yeter ki sen iste. mutlu olmak, ne bir insana, ne bir nesneye, ne bir şehre, ne bir ülkeye, ne de herhangi bir şeye bağlı. mutlu olmak, sadece bir insana bağlı. o da sensin. o kadar uzun zamandır unutmuşum ki bunu. o kadar uzun zamandır unutmuşum ki kendimi. o kadar uzun zamandır ihmal etmişim ki kendimi.
kendime kocaman bir özür borçluyum.
tüm vaktimi, sadece kendime ayırıyorum bundan sonra.
kendimden özür diliyorum.
yanlış şeyler için, kendimi ihmal etmişim. bundan sonra, amacım, sadece kendimi mutlu etmek. özür dilerim.
bundan sonra, sadece mutlu olmak, ve güzel ve kıymetli insanları anmak ve özlemek var. güzel ve kıymetli insanlar, sizleri çok özlüyorum. kadehini bana kaldıran insanlar, ve mutlu anlarını benimle özdeşleştiren insanlar, sizleri özlüyorum, hayatımdaki yerleriniz, pek büyük. beni mutlu ediyorsunuz. siz de mutlu olun. sizler biliyorsunuz kimler olduğunuzu…
(hepinizi tek tek anıcam bu sayfada, yarın.)